Kitap Hakkında
Modern insanın benlik saplantısı ile iktidarların, aslında kendi benliklerine hapsolmuş ve içe kapanmış bireyler üzerinde tatbik ettikleri politikalar bir ironiyi de gözler önüne serer: Bir yanda "ben kimim", ne istiyorum, neyi değerli ve önemli buluyorum, hayat benim için ne anlam ifade ediyor gibi daha çok kişisel arzu ve idealleri dile getiren bir kendini tanımlama ve keşfetme ihtiyacı, insanları, gene kendi benlikleri merkezinde daha çok yüzeysel psikolojik okumalara ve arayışlara yöneltirken, diğer yanda hayatın farklı alanlarına hükmeden egemen otoriteler, kimliklerin doğmasına yol açan aidiyet hissi etrafında inanç ve bağlılıkların, anlam ve değer dünyasına yönelik olguların nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir benlik anlatısı geliştirirler ve özellikle medya aracılığıyla bu söylemsel pratiklerin yaygınlık kazanmasına çalışırlar.
Kapitalist dünyaya özgü bu durumda, siyasi, ekonomik ve toplumsal gruplar var olmak için süreklilik arz eden bir gerilime ve çatışmaya ihtiyaç duyarlar; çünkü grup içi bağlılıkları, dayanışmayı ancak bu şekilde canlı tutabilirler. Böylece söylem siyasetlerinin ve algı yönetimlerinin pratikleri altında şaşkına dönen ve ezilen yığınlar yeniden kendi yalnızlıklarına dönerler ve bireysel anlam arayışı umutsuzca sürüp gider.
Ürün Özellikleri